21 Mart 2010 Pazar

Bisikletle Bahçecik ve Ötesi- Zirve 980mt.

Turumun haritası ve yükseklik eğrisi. (Detaylı bakmak için üzerine tıklayın)

Pazar sabahı güzel bir güne uyanıyoruz. Hava açık, güneşli, rüzgarsız ve sabah 12 derece; tam bisikletlik bir gün. Sapanca'ya gitmekten vazgeçiyorum, çünkü araç trafiği çok yoğun olur. Sonunda daha önce hiç gitmediğim bir rota belirliyorum. Daha doğrusu yola çıkmak amaç, sonrasını şartlar belirleyecek.
Bahçecik sırtları ve zirve yapmak...
Sabah ailecek güzel ve doyurucu bir kahvaltı ediyoruz. Eşimin ve küçük kızımın kaygılı bakışları altında saat:10.00'da evden çıkıyorum. Dağ bisikletim ve silik(yol) lastikleriyle, yolların asfalt olmasını dileyerek.
Seymen caddesine çıktıktan sonra Bahçeçik'e doğru güney yönünde tırmanışa başlıyorum. Karşımda Samanlı dağları tüm heybetiyle duvar gibi yükseliyor.

9 Mart 2010 Salı

Bisikletli Uyanış

İlkbaharın doğadaki uyanışı, beni de kış uykusundan uyandırıyor. Doğayı koklamak, hissetmek ve hepsinden önemlisi bisikletle turlamak isteğidir bu. Nicedir kolluyordum iyi havayı...
Kadim dostlarım Serhad ve Cengiz, bu pazar yapacakları tura katılmamı istiyorlar. Hava soğuktu, akşamdan kararsızdım, sabah dış termometrem:+2 dereceyi gösteriyordu. Ama pırıl pırıl güneşli bir gün. Sıkı giyinip, evdekilerin muhalefetine karşın yola çıkıyorum.
0900-1030 arası; duble (D-130)yoldan, Altınova(Yalova) buluşma noktasına pedallıyorum. Onlar Topçular'dan gelmiş, beni bekliyorlar...

7 Aralık 2009 Pazartesi

Bahçemdeki Kuş: Kızılgerdan


Bird in my garden, originally uploaded by coskunTR.
Evimin bahçesindeki, geçen yıl palamutlarını saksılara ektiğim meşe ve at kestanesi fidanlarından iki tanesini, mahallemizdeki parka çisil çisil yağmur eşliğinde ekmiş eve doğru dönüyordum. Mahallemizin kedilerinden birinin bahçe çitine doğru hızla ve yukarı bakarak seyirttiğini gördüm. Bu kedilerin kuş yakalama ve takip hareketiydi. Kedi beni görünce kaçtı. Bahçe çitine dikkatli bakınca, hanımeli dallarının arasında küçük kuşu gördüm. Gerdanı kırmızı, tedirgin ve ürkek bana bakıyor fakat kaçmıyordu. Hemen eve hanıma seslendim ve fotoğraf makinemi istedim. Bu güzel minik kuş, yakın çekime müsade etti ve adeta poz verdi. Yeni 55-250is objektifimle böylesine yakından kuş çektiğim ilk fotoğraflarımdı ve heyecanlıydım. Aslında yakından kuş çekmek çok zordu ve donanım(Güçlü objektif, Tripod, ışık v.s.) gerektiriyordu. Kuşa zarar vermeden adeta onu avlamış ve güzelliğinin anlarını fotoğraf karelerine hapsetmiştim ama onun özgürlüğünü ve canını almadan. İşte fotoğrafın gücü ve tılsımı...
Kuşun cinsini ve adını Trakuş sitesinden öğrendim. Bu Bir Kızılgerdan. Bizim buraların yerlisi, devamlı kuşlarından. Bu site kuş fotoğrafçılığına gönül vermiş insanların nefis fotoğrafları ve bilgilerle dolu... Kuşun sesini bile dinleyebiliyorsunuz. Dinlediğimde aslında bu kuşun sesine aşina olduğumu fakat daha önce kuşa dikkat etmediğimi anladım. Dikkat etmediğimiz ve bakmasını bilmediğimiz için güzelliklere yabancıyız aslında.


Aynı kuşun diğer bir pozu.


3 Aralık 2009 Perşembe

Sonbahar'da ağaçlar- 2


Trees, originally uploaded by coskunTR.

Sonbaharın son günüydü. Yürümek istedim. Fotoğraf makinemi de alıp yola çıktım. Trafikten ve kalabalıktan uzaktır benim yolum. Ağaçlara doğaya doğrudur. Garip bir sessizlik vardı. Sanki yorgundu doğa, ama hayır- insanlardı yorgun olan. Kurban etmenin huzuruyla çekilmişlerdi evlerine bu son günde. Ağaçlarla çevrili dar bir yolda yürürken ben bozmuştum sessizliği ki, iki sincap hızla tırmandı kavak ağacının güvenli doruğuna. Pür dikkat baktılar bana, geçip gitmem için. Kargalar ve martılar birlikte uçtular gökte. Birbirlerini anlıyorlar mı acaba? Dere boyu caddesinde yürüdüm, melodisini dinledim derenin, taa denize uzanan ve son bulan orada.

Yapraklar hızla dökülüyor yere ve soyunuyor ağaçlar, kışa hazırlık. Ne garip değil mi: Biz tam tersine giyiniyoruz kış gelince. Belediyenin onca anonsuna rağmen dere boyunca atılmıştı, işkembeler, ayaklar, deri kalıntıları. Yaşam ve ölüm...

Yaban çiçekleri orda burda özgürce açmıştı yine de... Bunca hoyratlığına rağmen insanın, az da olsa ümit vardı geleceğe dair...

24 Kasım 2009 Salı

Neden bisiklet ?



Mavi bisikletim; iki yıl önce sadece 75 liraya almıştım. Vites sistemi yoktur.(Single speed).Yani ön ve arka dişliler tek. Eski bir bisiklet; parçalarının
yapım yerleri: Almanya(West germany), İsviçre, Fransa, İtalya gibi avrupa
ülkeleri. Şimdiki bisikletlerin yapım yerleri uzakdoğu. Kadrosu çelik, çamurlukları
krom(Hastasıyım). Sadece arka göbek(orijinali kontra-pedal ve göbekten 3
vitesliydi ama ne yazık ki bozuktu.) ve gidonunu değiştirdim. Ağırlığı:
12.5 kg.
Alışverişte, bakkal ve yakın yerlere giderken(Gölcük,İzmit v.s.), küçük
kızımla gezinti yapmak için bu sade ve güzel bisikletimi kullanıyorum.
Neden bisiklet kullanmalı sorusuna çok cevap yazılmıştır. Maddeler halinde sıralamayı sevenler uzun listeler yapmışlardır. Ben bunlardan alıntı yapmayacağım ve kendi düşüncelerimi yazacağım...

21 Kasım 2009 Cumartesi

Yazdan kalma bir günde...


Biz dostum Serhad ile Ereğli köyünde buluşmayı alışkanlık haline getirdik. Ben Karamürsel'e doğru pedallıyorum. O, Eskihisar'dan Topçular'a geçip buluşma noktamıza pedallıyor. Ortada buluşuyoruz adeta. Karamürsel sahilinde kahve molası verip, Ereğli köyüne pedallıyoruz. Dingin, sessiz ve sakin sahildeki çay bahçesinde simit eşliğinde çaylar, öylesine sohbetlere (Kültür birikimi aramayın bu sohbetlerde ! ) ortak ediliyor. Kimi zaman bu küçük balıkçı köyünün alçak tavanlı balık evinde, hamsi tava yediğimiz de oluyor. Martılar, karabataklar ve ismini bilemediğim deniz kuşları ihtiyar balıkçının ağlarına eşlik ediyor. İzmit körfezi fon oluyor manzaramıza. Gün bitiyor ve vedalaşıp dostça, ters yönlere pedal basıyoruz, dinlenmiş, mutlu...

17 Kasım 2009 Salı

Sonbahar'da ağaçlar- 1

Puslu, gri bir gündü. İnce ince yağmur yağıyordu. Sonbahar ağaçlarının rengarenk yapraklarında yağmurun sesi... Kış hazırlıkları sürmekte tüm ağaçlarda, döngü devam etmekte... Ayaklarımın altında yapraklar, düşmüş ıslak toprağa... Ve ben yürüyorum, sadece yürüyorum...

11 Kasım 2009 Çarşamba

Çılgın Kalabalıktan Uzak...

 
Pazar günüydü. Kasım ayının en güzel günlerinden biriydi. Hava açık ve sıcaktı.üzel günü doğada pedallayarak geçirmeye karar vermiştik. İzmit'te buluşacak ve Tahtalı göletine doğru pedallayacaktık...

6 Kasım 2009 Cuma

Gökova Pedallarımın Altında

Neden Gökova'ya gittim? Çünkü, bisikletime daha uzak yerleri göstermek istiyordum. Şaka bir yana, gitmek duygusu öyle birşey ki az çok hepimiz hissederiz onu. Bu etkinliğin topluca (150 kişi) yapılıyor olması, Gökova körfezinin dayanılmaz cazibesi, çadırda konaklanacak olması, denize girebilecek olmam, yolda olmak, gitmek, gitmek, gitmek...
Tura katılmak fikri uzun zamandır şekillenmişti zihnimde, Serhad'da olumlu fikir bildirdi, bizim oralardan genç dostumuz Emre'ninde gideceğini ramazan bayramında, babası kadim dostum Faruk ile bizi ziyaretlerinde öğrenmiştim. Neyse bağlantılar kuruldu, hazırlıklar yapıldı ve gitme günü geldi çattı.
Akyaka'ya gidiş: 23. ekim-Cuma; Biletleri Gölcük'den almıştım. Efe-tur'dan aldım. (Kişi başı 50 tl) Akşamüstü, eşyalarımı daha önce yerleştirdiğim ve kendi imalatım olan tur çantalarımı, çadır ve mat ı bisikletime yerleştirdim. Bisikletle ilk defa bu kadar yüklü gidecektim. Yüküm yaklaşık 15-20 kg. arasındaydı. Ailem benim uzak yerlere gitmeme alışıktı, fakat bu çok farklı bir şeydi. Bisikletleydi. Akşam 20.00 gibi evden seremoniyle( yola su dökmek) ayrılıp, Gölcük otogarına pedal bastım. Pedallarım kilitli (spd) olduğundan, tecrübem bir hafta bile olmadığından ve iki gün önce durduğumda sol ayağımı kurtaramayıp düştüğümden, daha da tedirgindim. Ama korktuğum olmadı ve çok rahatlıkla 7 km ötedeki otogara ulaştım. İnsana başlama cesareti yeter, gerisi gelir.
Bir korkum da otobüs şöför ve muavininin bisiklet alımında çıkarabileceği sorundu. Fakat bu korku da yersiz çıktı. 20.55' de Gölcük'den hareket ettik. Serhad Altınova'da bindi. Bu arada Emre'nin yanımıza gelmesiyle onun da aynı araçta olduğunu öğrendik, Seymen'den binmiş.
Gece yorucu ve uykusuz bir yolculuktan sonra, sabah 07.00' de Akyaka sapağında indik.



2 Kasım 2009 Pazartesi

Bisikletle yakın köyler


13.Ekim- Salı gününü Serhad ile birlikte, yeşillikler arasında, dağ-bayır turlayarak geçirdik.
Serhad' a bahsetmiş ve davet etmiştim. Gel bizim samanlı dağlarının doğası nefistir, köylerin içinden geçen güzel rotalar var, demiştim.
Sabah arabasıyla benim eve geldi ve dağ bisikletlerimizle yola çıktık. Yazlık ve Hisareyn köylerini geçerek İhsaniye deresini geçen köprüye geldik.

 İhsaniye'den itibaren güney yönünde tırmanışa başladık. Hedefimizde önce Hamidiye köyü var.