Saraylı Köyü gezisi: 10.Ağustos-Pazartesi günü kısa bir belgeleme turu yapmak istiyorum.
Gölcük'e bağlı bu köye daha önce gitmiş, fotoğraflarını çekememiştim. Evden çıktıktan sonra ana yola (D-100) çıkmadan İhsaniye üzerinden gidiyorum. Bu yollar benim devamlı antrenman yollarım. İnişli-çıkışlı yolları, müthiş doğası, köylerin içinden geçilmesi, sakin olması, temiz havası, derelerinin müziği....
Neyse, deprem kalıcı konutlarını geçtim. Kısa ve dik bir rampayı çıkınca mezarlıklara geldim. Sola dönerek Saraylı köyüne giriş yaptım.
13 Ağustos 2009 Perşembe
8 Ağustos 2009 Cumartesi
Bisiklet Gezisi- Nüzhetiye, alabalık
4.Ağustos, Salı günü; sık sık yaptığım kısa antreman turlarından birine daha başlıyorum. Nereye gideceğime karar vermeden, Gölcük yönüne doğru pedal basıyorum. İhsaniye üzerinden sola dönerek Ümmiye köyü yoluna sapıyorum. Bu yol beni, takip ettiği dere vadisi boyunca götürüyor.
1 Ağustos 2009 Cumartesi
Bisiklet Gezisi- Karadeniz-Kerpe kıyıları
Son günlerde havaların güzel olmasından mıdır, yoksa yeni tur bisikletimin cazibesinden midir bilemiyorum; sürekli bisikletle gezmek, pedal çevirmek, onun üstünde olmak istiyordum.
Geçen pazar günü (26 temmuz) yeni bisikletimi uzun turda deneme arzusuyla yanıp tutuşuyordum. Bisiklet benim için bir tutku olmuştu. Hani derler ya ''Adrenalin bağımlısı'' biriydim ben de artık!
Forumdan arkadaş Dr.Serhad'ı aradım ve yapabileceğimiz tur alternatiflerini sıraladım. Uzatmayayım, sonuçta Yalova'ya gitmeye karar verdik. Yalova'dan da Çınarcık'a gitme gafletine düştük. Yolları dar, yazlıkçı trafiği korkunç, pazar günü... Sonuçta o gün ben; aşırı yorgun, son km.'lerde adeta bitkin ve bir günde 155 km. bisiklet sürmüş olarak eve vardım.
Pazartesi günü dinlendim. Ve Kerpe'de yazlıkta bulunan genç arkadaşım Berk'i aradım ve yarın Kerpe'ye gelmek istediğimi belirttim...
6 Temmuz 2009 Pazartesi
Bisiklet Gezisi- İznik

Bisiklet yol arkadaşlarım Serhad ve Volkan ile birlikte 2 günlük İznik bisiklet turu gerçekleştirdik. Arkadaşların bizim eve gelmeleri ile sabah 0930 gibi bisikletlerimizle gezimizi başlattık. Eski ipek yolunu (Selimiye-Lütfiye-Sofular köylerinden geçen) takip ederek ve sürekli tırmanarak Senaiye köyüne ulaştık. Bu köyden sola saparak 6-7 km stabilize dağ yolundan gittik. 800 metre yüksekliklere çıkmıştık. Etrafımız orman ve yeşilin her tonunun bulunduğu Samanlı dağlarının güzel doğasıyla çevrelenmişti.
22 Haziran 2009 Pazartesi
Bisiklet Gezisi - Arifiye'den Soğuksu'ya
Pazar günü İstanbul'dan arkadaşların yapacağı Arifiye-Soğuksu bisiklet turuna katılmak üzere evden 0730'da çıktım. Sabah serinliğinde rahat rahat pedallayarak sahilden İzmit-Kırkikievler tren istasyonuna vardım. Arifiye için 2.5 lira verip 09.10 trenine bilet aldım...12 Haziran 2009 Cuma
Bisikletle Yalova'ya eşlik turu.
Akşamdan arayan genç bisiklet tutkunu arkadaşım Baki Berk; ''Bisikletle Dört Deniz'' adını verdiği bir tura çıkacağını benimde eşlik edip edemeyeceğimi sordu? -Keşke genç olsaydım ve bu kadar çok sorumluluk yükü omuzlarımda olmasaydı da gelebilseydim. diye düşündüm ve -Yalova'ya kadar sana eşlik edebilirim, dedim...29 Mayıs 2009 Cuma
17 Nisan 2009 Cuma
Tohumdan Ağaca - 2

Bu da At kestanesi fidecikleri
İki gün önce ağaç fideciklerimin topraktan çıkmış olduklarını gördüm. Geçen ekim ayı sonunda İzmit'ten At kestanesi ve Kırmızı Meşe ağaçlarından topladığım (yüz tane) palamutları plastik meyve sandıklarına ekmiştim. Aşağıdaki resimde görünen ağaçtanda palamutlar toplayıp ekmiştim. Buradan bakabilirsiniz. Günlerdir sabısızlıkla onların topraktan çıkmalarını bekliyordum. Zamanı gelenler çıkmaya başladılar. Onların aşağıdaki ağaç gibi olabilecekleri düşüncesi beni çok mutlu ediyor. Ben görmesem bile, tohumdan ağaca onları hayal bile etmek bana yeter.

Yaşadığım çevrede ender kalmış bir ulu Meşe ağacı.
Ama yakındır onuda keserler, çünkü çevresi parsellendi, yollar açılıyor, teller çevriliyor, beton evler yükselecek yakında. Ne acıdır ki ağaç yerine beton yetiştiriyoruz toprakta.
Ev, araba ve daha çok eşya tek amacı toplumun. O kadar hızla gidiyoruz ki, farkında bile değiliz görüş açımızın daraldığının. İlerleme buysa, gidilen yer neresi?
13 Nisan 2009 Pazartesi
4 Nisan 2009 Cumartesi
Fotoğraf Tutkusu
İtiraf etmeliyim ki insanın düşünceleri zamanla değişse ve olgunlaşsa da, eylemleri düşüncelerinin önünde gidiyor. Ben insanlığın tuttuğu birçok yolun doğru yol olmadığına inanırım. Biraz karamsarım gidişat için.
Tüketim çılgınlığı, paranın adaletsiz dağılımı, zengin - fakir uçurumu, doğal kaynakların çılgınca tüketilmesi, doğanın değişimi, açlık, yabancılaşma, kalabalıkta yalnızlık, sıkıntı...
Seçim, geçim, su forumu, nato, danimarka, protesto...
Tüm kötülüklerin ve çatışmaların nedeni, bizim düşünen akıllı yaratıklar olmamız mı acaba.
Sonuç olarak akıllı ve hırslıyız, tam da bu nedenle zayıfız aslında, beğenilmek, sevilmek, yalnız kalmamak, yabancılaşmamak istiyoruz.
Hep bu yüzden internet'te yazıyoruz, yazarak konuşuyoruz, fotoğraflar çekip gönderiyoruz.
Fotoğraf depolama sitelerinde milyarlarca fotoğraf birikmiş, her geçen gün artıyor. Sanki dipsiz bir kuyuya atıyoruz, çöplükler yaratıyoruz. Paylaşıyor muyuz yoksa kendi egolarımızı mı tatmin etme çabasındayız.
Kim ne derse desin ben de tüm çağdaşlarım gibi zayıf insanım. Yüklerimi hafifletmeye, arınmaya, huzurlu olmaya çalışırken gittim kendime yeni bir Fotoğraf makinası aldım.
Kitapçığındaki ilk cümle; ''Bu kamera narin bir cihazdır.'' Yani düşürme, çarpma, çaldırma. Koru onu. Dış dünyamdan korumam gereken bir eşyam daha oldu.
Şimdi harıl harıl nasıl daha iyi fotoğraf çekip, büyük dipsiz çöplüklere yüklerim diye uğraşıyorum. Fotoğraf kusuna gitmeyi planlıyorum. Yapamadım, kendimi soyutlayamadım bu tüketen dünyadan.
Aldığımız ve sahiplendiğimiz her nesne bizi daha savunmasız bırakıyor. Korumamız gerekenler arttıkça biz güçsüzleşiyoruz.
Hangimiz geri dönüp bakmadan, özgür ve yalnız uzaklaşabiliriz, gerekirse bırakabilir miyiz herşeyi ardımızda.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

