22 Haziran 2009 Pazartesi

Bisiklet Gezisi - Arifiye'den Soğuksu'ya

Pazar günü İstanbul'dan arkadaşların yapacağı Arifiye-Soğuksu bisiklet turuna katılmak üzere evden 0730'da çıktım. Sabah serinliğinde rahat rahat pedallayarak sahilden İzmit-Kırkikievler tren istasyonuna vardım. Arifiye için 2.5 lira verip 09.10 trenine bilet aldım...

0942'de Arifiye'ye vardım. İstanbul'dan doğu ekspresi ile gelecek -ilk kez karşılaşacağım arkadaşları beklemeye başladım. Bir çocuk bisiklete ve bana ilgi göstererek sorular sordu.

Doğu ekspresi 1010 gibi geldi. Binecek yolcular sanki tren onları almadan gidecekmiş gibi telaşlı bekleşiyordu.

Arkadaşlarım bisikletlerini trenden indirdiler ve tanıştık, kaynaştık, daha önce tanışıyormuş gibiydik.

Arifiye'den Bilecik-Eskişehir yoluna bisiklet sürmeye başladık. Yol düz ve çift şeritli, güvelik şeritleri geniş, zaman zaman durup fotoğraf çekildik.

Bir bisikletin şahlanışı...

Geyve boğazı boyunca ilerledik. Yol çiftleme çalışmaları var, yeni yapılmış boş yollar bizimdi. Çeşmeler kurumuş su akmıyor.

Bisiklet sürerken çektiğim bir kare...

Alifuatpaşa'da yol ayrımı, Sakarya nehri üzerinde yapılan son mola. Buradan Taraklı-Göynük yoluna döndük ve rampalar başladı. Öğlen olmak üzereydi, sıcak, günün -yılın en uzun günü- anlamına binaen tam tepemizdeki güneşten fışkırıyordu.

10-12 km sürecek dik rampalar öncesi son molamızı verdik. Sularımızı içtik. Tırmanmaya hazırdık.

Serhad bey ve ben tırmanışta en arkada kaldık ve sohbet ede ede zorlamadan çam kokuları ve kuş sesleri etrafımızda, güneş bir balyoz gibi tepemizde tırmanışımızı sürdürdük. Her çıkışın bir inişi olduğunu düşünerek avundum.

Nihayet alabalık tesisinin bulunduğu ve buz gibi suların aktığı pınarları olan Soğuksu'ya vardık ve Dinlenme, sohbet, balık derken zaman akıp gitti.

Dönüş bayır aşağı çok kolaydı. Sıkça durup fotoğraf çektik. Yol genişletme çalışmaları hızla devam ediyordu.

Doğantepe Köyünün uzaktan ve tepeden görünümü. Yol boyu bol meyveli kiraz ağaçları vardı. Köylerin genellikle meyveciliğe yönelmiş olduklarını gözlemledim.

Gün sonunda yorgun fakat mutlu Trenin gelmesini bekledik.

Doğu ekspresi gecikiyordu. Saat 2130 olmasına rağmen gelmeyince Serhad bey'le ben Adapazarı ekspresine bindik. Kırkikievler'den, eve kadar karanlıkta pedalladım.

Güneş müthiş bir kızıllıkla vagonların ardından batıyordu, sanki tüm gün bizi kavurmasını kutluyordu! Bu gezi bana birçok arkadaş kazandırdı, dolu dolu bir gün geçirdim, değişik yerler gördüm ve bunu kendi kas gücümle başardım.

2 yorum:

  1. süper. bu bisiklet ne güzel bi araçtır ki bizi güzel insanlarla buluşturmakta aracı oluyor :) insanların ortak hobileri olduktan sonra birbirilerini internetten bulup ortak organizasyonlara katılmaları çok güzel bi olay :)

    yine güzel bi gezi olmuş. turların en çok sevdiğim noktası genelde o kadar yorucu rampalardan sonra durup da güzel bi ziyafet çekildiği andır. afiyet bal şeker olsun, son lokmaya kadar haketmişsiniz.

    bol pedallı günler.

    YanıtlaSil
  2. Sayın blog kullanıcısı sitenizdeki paylaşımlarınız çok begendik Ofis ekibi olarak başarılarınızın devamını dileriz.

    YanıtlaSil