Son günlerde havaların güzel olmasından mıdır, yoksa yeni tur bisikletimin cazibesinden midir bilemiyorum; sürekli bisikletle gezmek, pedal çevirmek, onun üstünde olmak istiyordum.
Geçen pazar günü (26 temmuz) yeni bisikletimi uzun turda deneme arzusuyla yanıp tutuşuyordum. Bisiklet benim için bir tutku olmuştu. Hani derler ya ''Adrenalin bağımlısı'' biriydim ben de artık!
Forumdan arkadaş Dr.Serhad'ı aradım ve yapabileceğimiz tur alternatiflerini sıraladım. Uzatmayayım, sonuçta Yalova'ya gitmeye karar verdik. Yalova'dan da Çınarcık'a gitme gafletine düştük. Yolları dar, yazlıkçı trafiği korkunç, pazar günü... Sonuçta o gün ben; aşırı yorgun, son km.'lerde adeta bitkin ve bir günde 155 km. bisiklet sürmüş olarak eve vardım.
Pazartesi günü dinlendim. Ve Kerpe'de yazlıkta bulunan genç arkadaşım Berk'i aradım ve yarın Kerpe'ye gelmek istediğimi belirttim...
Salı günü(28 temmuz) pırıl pırıl bir güne uyandım. Kahvaltı'dan sonra ben ve bisikletim yola çıktık. Havada sabah serinliği, rüzgar yok, yol düz; daha ne ister bir bisikletli gezgin...
Not:Fotoğrafların detaylı ve toplu gösterimi için üzerlerine tıklayın.
Yeniköy'ün Yoldan görünüşü.Benim rampalardan çekindiğim sanılmasın, aksine onları aşmak, doruklara çıkmak ve ardından hızlı inişlerle ödüllendirilmek bana bir dağcının zirveye vardığında aldığı hazzı tattırıyor sanki...
Kandıra rampasına başlamadan önce bir benzinciye giriyorum. Tuvaletini kullanıp bu arada kapısından da bir oto-portremi rica ediyorum.
Yaklaşık 5 km. tırmandıktan sonra lokanta-gözlemeci karışımı salaş bir yerde duruyorum. Amacım hem soluklanmak hem de ihtiyaç gidermek. Lokanta sahibine karşıda görülen evin -Ne büyük bahçesi var, diyorum. -Paraları var mutlular, klişe cevabını veriyor. Konuşmak anlamsız.İnsanlığı düştüğü madde=mutluluk sarmalından ben kurtaramam; eğitimli, kültürlü insanımız bile bu eşitliğe tapıyor.
İnsanımızın doğa da ev sahibi olmak uğruna doğaya verdiği tahribat her yerde...
Bir gölet ve rastladığım birçok şirin köyden biri, içinde ne yaşamlar saklıyordur kimbilir...Telefonumu açmamışım, beni Kandıra'da bir saattir bekliyormuş ve defalarca aramış. Telefonu açtım. Onu ve eşimi aradım. Ben lay lay lom yolda gelmekten açmayı unutmuş ve gecikmişim. Bu arada rüzgar da poyraz esiyor ve beni engelliyordu. Berk bana doğru pedalladı ve yolda buluştuk. Kandıra'ya geldik. Saat 12'ye geliyordu ve benim karnım acıkmıştı. Kandıra'nın merkezine girdik ve bir lokanta da yemek yedik. Çıkışta lokanta çalışanları -Abi motorsiklet alsanıza bunun yerine, dediler. Gülümsedim. Kalıplara sıkıştırılmış, at gözlüklü beyinlere -Bisiklet'in felsefesini ve verdiğimiz uğraşın anlamını anlatmak imkansızdı.
İşte Berk çocuksu sevecenliğiyle bisikletini tutmadan, kum da nasıl devrilmeden durduğunu gösteriyor. Daha sonra kıyıdaki bir kafe de çay içip dinlendik.
Yolumuz üzerinde Sarısu ırmak'ını bir köprüyle geçtik. Kıyıda balık tutmaya çalışanları gördüm. Irmaklarımız da hala balık kalmış mı diye kendime sorup, şaşırdım.Neyse, Berk ile birlikte yazlık evlerine gittik. Annesi ve teyzesiyle tanıştım. Hoş sohbet ettik, simit yedik, çay içtik. Daha sonra gecelemek için pansiyon baktık. Derme-çatma ahşap barakalardan oluşan ve wc'si dışarıda! olan bir pansiyonda 40 tl anlaştım. Böyle bir ilkelliğe bu devirde nasıl ruhsat verirler ve çalışmasına izin verirler anlamak güç, 70'li yılları hatırlattı bana.
Daha sonra berk beni gezdirdi ve yukarıdaki kayalıklardan tehlikeli biçimde denize atlayanları seyrettik. Hafta içi olmasına rağmen Kerpe kalabalıktı. Berk, hafta sonu kalabalıktan evlerinden dışarı çıkamadıklarını, her tarafın çöplük haline geldiğini anlattı.
Akşam yemeğine Berk'lere davetliydim. Annesi ve teyzesi çok güzel bir sofra hazırlamışlar. Eniştesi ve yeğeniyle de tanıştım. Eniştesi müthiş bir insan, neler konuşmuş olabileceğimizi Meyvelitepe sitelerine bakarsanız, tahmin edebilirsiniz. Yediğim zeytinin, domateslerin, sarı,kırmızı karpuzların, kavunun tadları hala damağımda. Ama en önemlisi, sohbetleri ve böyle güzel insanlarla tanışmış olmam. teşekkürler...
Berk'le buluştuk ve bisikletlerimize atlayarak bu kez doğu yönündeki Kefken,Kumcağız,Cebeci ve koylarına gittik. İlk durağımız kefken limanıydı...
Kefken limanında bendeniz ve kışın gelmesini bekleyen balıkçı tekneleri...
Kefken adasının en yakından göründüğü buruna kadar gittik. Bozuk ve toprak yollardan geçtik. Berk kıyıları ve kayaçları inceledi. Kumsalda denizin kustuğu çöpleri gördük, insanların en ücra yerlere arabalarıyla ulaştıklarını ve çadır kurduklarını hayretle izledik.
Pembe kayalar'ı da gezdikten sonra ben eve bisikletle döneceğimi ve daha 70 km yolum olduğunu hatırladım. Sıcağında etkisiyle şimdiden yorulmuştum. Kerpe'ye döndük, öğle yemeği yedikten sonra Berk'le vedalaştık. Saat: 15.17 olmuştu.
Uzaktan ormanın içine çizilmiş dik bir çizgi gibi görünen Kerpe rampasına doğru bisiklet sürmeye başladım.Kefken sapağına kadar yol çok dar,dik ve emniyet şeridi yok. Rampa, Baba dağı eteklerine kadar sürdü. Sonrasında dün geldiğim yoldan rahat bir yolculukla 20.00 gibi eve ulaştım.
Sonuç olarak; çok yararlı ve güzel 2 gün geçirdim, güzel insanlarla tanıştım, görgüm arttı, iki kişi bisikletle gezdik, doğayla baş başa olduk, çirkinlikleri yaratanların insanlar olduğunu gördük, çöplerin fütürsuzca atıldığını, kuş isimli arabalardan nara atıldığını, arabasız hiçbir yere gitmenin mümkün olmadığı inancının halkımızda yerleştiğini, bisiklet kullanımına alaycı yaklaşıldığı...., tarafımdan gözlemlendi, yaşandı. Yaşam bir yoldur, ben bu yolun iki gününü daha doya doya yaşadım hem de yollarda...

Toplam bisikletle gidilen yol : 187.83 km.
Toplam bisiklet sürme zamanı : 12 saat 25 dk.
Ortalama bisiklet hızı : 14.91 km/h
Maksimum bisiklet hızı : 65.54 km/h
Bu hızlı ve aceleci dünyamızda yazımı sonuna kadar okuyabildiyseniz, ne mutlu bana...
Yolunuz açık olsun...

Kaptanım buralara kadar geldiğiniz, gördüklerimi ve bildiklerimi paylaşma fırsatını bana verdiğiniz ve hoş sohbetleriniz için ne kadar teşekkür etsem azdır.
YanıtlaSilBerk
Coşkun bey,
YanıtlaSilSizi tanımış olmaktan çok mutlu oldum. Bakış açınız, doğa sevginiz ve enerjinizle örnek bir insansınız. Size zeytin sözümüz vardı, zamanı denk getirememiştik bir türlü. Çok güzel bir tesadüf oldu.
Sevgiler
Meyvelitepe
Coşkun bey,
YanıtlaSilSizi tanımış olmaktan dolayı çok mutlu oldum. Bakış açınız, doğa sevginiz ve enerjinizle örnek bir insansınız. Size zeytin sözüm vardı. Bir türlü zamanı denk getirememiştim. Tesadüf çok iyi oldu.
Sevgilerimle
Meyvelitepe
Çoşkun bey sizi memnun edebildiysek ne mutlu bize:))...Gezinizi öyle güzel anlatmışsınız ki... İyi pedallar...Ailenize sevgiler...
YanıtlaSilKerpe harukalede doğası tertemiz denizi ve taptaze balılarıyla en iyilerin tatil mekanı olmaya aday...
YanıtlaSilSizleri de birdahaki gelişinizde sitemize Kerpe `ye bekliyoruz
Hocam harika bir gezi olmuş . Gözlemleriniz, yorumlarınız, fotoğraflarınız çok güzel iyi pedallar ...
YanıtlaSilBlogumu okuduğunuz için teşekkürler, bisikletle gezmeye hiçbir engel yok kendinizden başka, geziye başlayın gerisi gelir. Yolunuz açık olsun.
YanıtlaSilSiteniz çok güzel ve böyle sitelerde Kerpe'nin tanıtımını görünce ne kadar güzel bir cennet olduğuu bir kez daha anlıyoruz Kerpe'nin Kerpe'yi tanıtmak için uğraştığımız sitemize de destek verirseniz seviniriz Sitemizin adresi www.kerpepansiyonlari.com
YanıtlaSil