6 Mayıs 2010 Perşembe

Sapanca-Adapazarı Turu...


4.Mayıs.2010-Salı günü bisiklet çalışma turu yapıyorum. Nispi olarak düz bir rota olan Sapanca göl çevresini tercih ediyorum. Amacım 100 km civarı antrenman yapmak ve tempolu sürmek. Bu rotayı daha önce birçok defa izlemiştim. Adapazarı'na kadar araç trafiğinin az olduğu yolları seçiyorum. Yine de günden güne motorlu araçların yollardaki artışı hissediliyor. Maşukiye'den sonra Sapanca'ya kadar giden göl kenarındaki yol ıssız, düz ve manzaralı...
Adapazarı dönüşte tarihi Beşköprü'den geçiyorum. Müthiş bir duygu... Köprünün altından akan nehri ve üstünde ilerleyen atların nal seslerini hayal ediyorum. Şimdi ıssız, susuz ve işlevsiz...
Dönüşte Uzuntarla'ya kadar E-5 yolunda ilerliyorum. Yoğun kamyon trafiği ve ekzost dumanı...
Karşı yönde ilerleyen iki bisikletçi görüyorum. Uzun yol turcuları... Göle baktıkları için beni görmüyorlar. Akşam üzeri turu tamamlıyorum. Evden çıkış-dönüş toplam 6 saat oluyor.
İşte görsel anlatım...:

2 Mayıs 2010 Pazar

6 Nisan 2010 Salı

Bisikletle İznik gölüne...

4.Nisan-Pazar günü İznik gölüne gidip-dönmeye karar veriyoruz. Bu güzel bahar günü amaç hem gezmek hem de bisiklet üzerinde olmaktı. Bu kez Altınova'ya kadar da yalnız değildim. Genç arkadaşım Altuğ ile birlikteydik. 07.30-Yola çıkıyoruz. Yolun başlarında lastik patlıyor-cam kırığı-onarıyoruz. Sohbet ederek yol altımızda akıp gidiyor. 09.20'de Altınova'ya varıyoruz. Sola dönerek İznik yoluna giriyoruz. Böylece yoğun trafikten kurtuluyoruz. Yemyeşil doğa ve baharın sabah kokuları...
Serhad ve Cengiz bizi mola yerimizde(Ballıkaya mevkii) bekliyorlardı. Dört arkadaş kısa bir sobetten sonra yola devam ediyoruz. Hedef : D-595 yolundan Boyalıca'ya gitmek...

Turumuzun Haritası ve yükseklik grafiği: Detaylı görmek için üzerine tıklayın.

Turumuzun görsellerle anlatımı ;

21 Mart 2010 Pazar

Bisikletle Bahçecik ve Ötesi- Zirve 980mt.

Turumun haritası ve yükseklik eğrisi. (Detaylı bakmak için üzerine tıklayın)

Pazar sabahı güzel bir güne uyanıyoruz. Hava açık, güneşli, rüzgarsız ve sabah 12 derece; tam bisikletlik bir gün. Sapanca'ya gitmekten vazgeçiyorum, çünkü araç trafiği çok yoğun olur. Sonunda daha önce hiç gitmediğim bir rota belirliyorum. Daha doğrusu yola çıkmak amaç, sonrasını şartlar belirleyecek.
Bahçecik sırtları ve zirve yapmak...
Sabah ailecek güzel ve doyurucu bir kahvaltı ediyoruz. Eşimin ve küçük kızımın kaygılı bakışları altında saat:10.00'da evden çıkıyorum. Dağ bisikletim ve silik(yol) lastikleriyle, yolların asfalt olmasını dileyerek.
Seymen caddesine çıktıktan sonra Bahçeçik'e doğru güney yönünde tırmanışa başlıyorum. Karşımda Samanlı dağları tüm heybetiyle duvar gibi yükseliyor.

9 Mart 2010 Salı

Bisikletli Uyanış

İlkbaharın doğadaki uyanışı, beni de kış uykusundan uyandırıyor. Doğayı koklamak, hissetmek ve hepsinden önemlisi bisikletle turlamak isteğidir bu. Nicedir kolluyordum iyi havayı...
Kadim dostlarım Serhad ve Cengiz, bu pazar yapacakları tura katılmamı istiyorlar. Hava soğuktu, akşamdan kararsızdım, sabah dış termometrem:+2 dereceyi gösteriyordu. Ama pırıl pırıl güneşli bir gün. Sıkı giyinip, evdekilerin muhalefetine karşın yola çıkıyorum.
0900-1030 arası; duble (D-130)yoldan, Altınova(Yalova) buluşma noktasına pedallıyorum. Onlar Topçular'dan gelmiş, beni bekliyorlar...

7 Aralık 2009 Pazartesi

Bahçemdeki Kuş: Kızılgerdan


Bird in my garden, originally uploaded by coskunTR.
Evimin bahçesindeki, geçen yıl palamutlarını saksılara ektiğim meşe ve at kestanesi fidanlarından iki tanesini, mahallemizdeki parka çisil çisil yağmur eşliğinde ekmiş eve doğru dönüyordum. Mahallemizin kedilerinden birinin bahçe çitine doğru hızla ve yukarı bakarak seyirttiğini gördüm. Bu kedilerin kuş yakalama ve takip hareketiydi. Kedi beni görünce kaçtı. Bahçe çitine dikkatli bakınca, hanımeli dallarının arasında küçük kuşu gördüm. Gerdanı kırmızı, tedirgin ve ürkek bana bakıyor fakat kaçmıyordu. Hemen eve hanıma seslendim ve fotoğraf makinemi istedim. Bu güzel minik kuş, yakın çekime müsade etti ve adeta poz verdi. Yeni 55-250is objektifimle böylesine yakından kuş çektiğim ilk fotoğraflarımdı ve heyecanlıydım. Aslında yakından kuş çekmek çok zordu ve donanım(Güçlü objektif, Tripod, ışık v.s.) gerektiriyordu. Kuşa zarar vermeden adeta onu avlamış ve güzelliğinin anlarını fotoğraf karelerine hapsetmiştim ama onun özgürlüğünü ve canını almadan. İşte fotoğrafın gücü ve tılsımı...
Kuşun cinsini ve adını Trakuş sitesinden öğrendim. Bu Bir Kızılgerdan. Bizim buraların yerlisi, devamlı kuşlarından. Bu site kuş fotoğrafçılığına gönül vermiş insanların nefis fotoğrafları ve bilgilerle dolu... Kuşun sesini bile dinleyebiliyorsunuz. Dinlediğimde aslında bu kuşun sesine aşina olduğumu fakat daha önce kuşa dikkat etmediğimi anladım. Dikkat etmediğimiz ve bakmasını bilmediğimiz için güzelliklere yabancıyız aslında.


Aynı kuşun diğer bir pozu.


3 Aralık 2009 Perşembe

Sonbahar'da ağaçlar- 2


Trees, originally uploaded by coskunTR.

Sonbaharın son günüydü. Yürümek istedim. Fotoğraf makinemi de alıp yola çıktım. Trafikten ve kalabalıktan uzaktır benim yolum. Ağaçlara doğaya doğrudur. Garip bir sessizlik vardı. Sanki yorgundu doğa, ama hayır- insanlardı yorgun olan. Kurban etmenin huzuruyla çekilmişlerdi evlerine bu son günde. Ağaçlarla çevrili dar bir yolda yürürken ben bozmuştum sessizliği ki, iki sincap hızla tırmandı kavak ağacının güvenli doruğuna. Pür dikkat baktılar bana, geçip gitmem için. Kargalar ve martılar birlikte uçtular gökte. Birbirlerini anlıyorlar mı acaba? Dere boyu caddesinde yürüdüm, melodisini dinledim derenin, taa denize uzanan ve son bulan orada.

Yapraklar hızla dökülüyor yere ve soyunuyor ağaçlar, kışa hazırlık. Ne garip değil mi: Biz tam tersine giyiniyoruz kış gelince. Belediyenin onca anonsuna rağmen dere boyunca atılmıştı, işkembeler, ayaklar, deri kalıntıları. Yaşam ve ölüm...

Yaban çiçekleri orda burda özgürce açmıştı yine de... Bunca hoyratlığına rağmen insanın, az da olsa ümit vardı geleceğe dair...

24 Kasım 2009 Salı

Neden bisiklet ?



Mavi bisikletim; iki yıl önce sadece 75 liraya almıştım. Vites sistemi yoktur.(Single speed).Yani ön ve arka dişliler tek. Eski bir bisiklet; parçalarının
yapım yerleri: Almanya(West germany), İsviçre, Fransa, İtalya gibi avrupa
ülkeleri. Şimdiki bisikletlerin yapım yerleri uzakdoğu. Kadrosu çelik, çamurlukları
krom(Hastasıyım). Sadece arka göbek(orijinali kontra-pedal ve göbekten 3
vitesliydi ama ne yazık ki bozuktu.) ve gidonunu değiştirdim. Ağırlığı:
12.5 kg.
Alışverişte, bakkal ve yakın yerlere giderken(Gölcük,İzmit v.s.), küçük
kızımla gezinti yapmak için bu sade ve güzel bisikletimi kullanıyorum.
Neden bisiklet kullanmalı sorusuna çok cevap yazılmıştır. Maddeler halinde sıralamayı sevenler uzun listeler yapmışlardır. Ben bunlardan alıntı yapmayacağım ve kendi düşüncelerimi yazacağım...

21 Kasım 2009 Cumartesi

Yazdan kalma bir günde...


Biz dostum Serhad ile Ereğli köyünde buluşmayı alışkanlık haline getirdik. Ben Karamürsel'e doğru pedallıyorum. O, Eskihisar'dan Topçular'a geçip buluşma noktamıza pedallıyor. Ortada buluşuyoruz adeta. Karamürsel sahilinde kahve molası verip, Ereğli köyüne pedallıyoruz. Dingin, sessiz ve sakin sahildeki çay bahçesinde simit eşliğinde çaylar, öylesine sohbetlere (Kültür birikimi aramayın bu sohbetlerde ! ) ortak ediliyor. Kimi zaman bu küçük balıkçı köyünün alçak tavanlı balık evinde, hamsi tava yediğimiz de oluyor. Martılar, karabataklar ve ismini bilemediğim deniz kuşları ihtiyar balıkçının ağlarına eşlik ediyor. İzmit körfezi fon oluyor manzaramıza. Gün bitiyor ve vedalaşıp dostça, ters yönlere pedal basıyoruz, dinlenmiş, mutlu...

17 Kasım 2009 Salı

Sonbahar'da ağaçlar- 1

Puslu, gri bir gündü. İnce ince yağmur yağıyordu. Sonbahar ağaçlarının rengarenk yapraklarında yağmurun sesi... Kış hazırlıkları sürmekte tüm ağaçlarda, döngü devam etmekte... Ayaklarımın altında yapraklar, düşmüş ıslak toprağa... Ve ben yürüyorum, sadece yürüyorum...